BÖLÜCÜLÜGÜ DESTEKLEYEN SÖZDE MÜTTEFİKLER

1970'li yillarda dünya da yükselen gençlik hareketlerinin Türkiye'ye yansimasi nedeni ile ülkemizde birçok yasadisi terör örgütü kurulmaya baslanmistir. PKK'nin temeli de bu dönemde atilmistir.

 

1974 yilinda Ankara Yüksek ögrenim Dernegi (AYÖD) isimli gençlik organizasyonu içerisinde faaliyet yürüten Abdullah ÖCALAN isimli sahis Ankara'nin Tuzluçayir semtinde PKK'nin temellerini atmistir.

 

PKK Elebasi Abdullah ÖCALAN

 

Abdullah ÖCALAN, 1947 yilinda Sanliurfa'nin Halfeti ilçesine bagli Ömerli köyünde dünyaya gelmistir. Çocukluk yillarini Türkiye'nin 1960 'lardaki çalkantili sosyal ve siyasal gelismeler içinde sekillendiren ÖCALAN, ilkokulu yakin bir köyde ortaokulu ise akrabasinin yaninda Nizip'te okumustur. Yasinin büyük olmasi nedeni ile Askeri Okula girememis yatili okudugu Ankara'daki Tapu Kadastro Lisesinde ögrenimini tamamladiginda Marksist-Leninist sol fikirler ile tanismistir. Ancak Kürt Milliyetçiligini öne çikaran bir tavri olmamistir. Bu dönemde Aksam gazetesinde yayinlanan "Barzani" röportajini da takip etme firsati bulmustur. Her ne kadar ideolojik etkilenmesini degisik temellere dayandirsa da, erken dönemden itibaren ÖCALAN'nin Türkiye'de gelisen siyasal Kürtçülük hareketinin sempatizani oldugu görülmektedir. Okuldan mezun olduktan sonra 1969 yili yaz döneminde Diyarbakir'a Tapu-Kadastro memuru olarak atanmistir. Diyarbakir o dönemde Marksist-Leninist düsüncelerin yanisira Kürtçülük düsüncelerinin de öne çiktigi bir atmosfer yasamaktadir. Bir yandan Türkiye Isçi Partisi bir yandan da DDKO'nin "Dogu Mitingleri" özellikle, okumus gençler üzerinde etkili olmaktadir.

 

ÖCALAN Diyarbakir'daki memuriyeti esnasinda Üniversite ögrenimi için gerekli olan parayi rüsvet alarak tamamlamis ve 1970 yilinda Istanbul'a giderek DDKO'ya katilmistir. Istanbul DDKO'larina katilan ÖCALAN, burada yürütülen seminer çalismalarina katilmis ve cesur konusmalari ile ilgi çekmistir. O güne kadar kimsenin cesaret edip konusamadigi Bagimsiz Kürdistan ve ayri devlet fikirlerini söylemeye baslamistir. ÖCALAN, özellikle Mahir ÇAYAN, Yusuf KÜPELI ve Sinan Kazim ÖZÜDOGRU isimli sahislarin fikirlerinden çok etkilenmistir. ÇAYAN'nin Devrimci Siddet yanlisi fikirleri ÖCALAN için yol gösterici olmustur.

 

Bir yandan DDKO da faaliyetlerini sürdüren ÖCALAN bir yandan da diger M/L hareketleri yakindan takip etmistir. Önce Istanbul Siyasal Bilgiler Fakültesine kaydini yaptirmis daha sonra 1971 yilinda Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesine kaydini nakletmistir.

 

1971-1972 yilinda Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde ögrenime baslamistir. Bir yandan DDKO da faaliyetlerini sürdüren ÖCALAN, bir yandan da diger M/L hareketlerini yakindan takip etmistir. Marksist açidan "Milli Meseleyi", "Uluslarin Kendi Kaderini Tayin Hakki"ni okuyarak ögrenirken, Hikmet KIVILCIM' dan "Halk Savasinin planlarini", Gaip'ten "Halk Savasinin Askeri Sanati"ni ve Mahir ÇAYAN 'dan da "Siddet"in gerekliligini benimsemistir. ÖCALAN karistigi bir bildiri dagitma olayinda tutuklanarak Mamak Askeri cezaevine konmus, Cezaevinde yaklasik yedi ay kalmistir. Burada TIP, PDA ve THKP-C isimli örgüt militanlari ile tanismistir.

 

Cezaevinden tahliye edildikten sonra bir süre aktif faaliyetlerden uzak kalan ÖCALAN, arkadas çevresini kendisinden küçük olan hemsehrileri arasindan seçmistir. Bu arkadaslari ise uzun yillar beraberlikleri sürecek olan Cemil BAYIK ve Duran KALKAN'dir. 1973 yili mart ayi Nevruzunda birkaç ögrenci arkadasi ile Ankara Çubuk barajina giderek ilk defa telaffuz ettigi "Kürdistan bir sömürgedir " fikrini ortaya atmistir.

 

Bu ögrenci grubu ile çalismalar devam ederken 12 Mart 1971 sonrasinda kurulan ilk sosyalist ögrenci dernegi olan "Ankara Demokratik Yüksek Ögrenim Dernegi "ne katilan ÖCALAN çevresini Kürt sosyalistlerden yana genisletmistir.

 

ÖCALAN 1973-1975 yillari arasinda bölücü gruplasmanin alt yapisini olusturmustur. Bir yandan etrafina topladigi arkadaslarina bu ideolojiyi anlatip taraftar toplamaya çalisirken bir yandan da kadrolasmaya da baslamistir. Öncü kadronun ilk elemanlari Kemal PIR ve Haki KARER gibi Türk kökenli üniversite ögrencileridir. Daha sonra bu gruba Cemil BAYIK, Sahin DÖNMEZ, Ali Haydar KAYTAN, Mehmet Hayri DURMUS, Duran KALKAN, Selahattin ÇELIK, Dogan KILIÇKAYA, Kesire YILDIRIM, Abdurrahman POLAT, Ismet KILIÇ, Ismet ATES, Ali Riza ALTAN, Baki KARER, Mustafa KARASU gibi isimler de katilmistir.

 

ÖCALAN'nin önderligindeki grup dernegin disindaki Kürtçü gruplarla da iliskilerini sürdürmüstür. Bu maksatla TSIP de yer alan Kemal BURKAY, T-KDP genel sekreteri Siraç BILGIN, DDKD 'li Zerruk ve KAWA grubunu kuran Ahmet Zeki OKÇUOGLU ile temasa geçmis, bu gruplardan taraftar toplamaya çalismistir. Ayni günlerde Barzani'nin Irak'ta yürüttügü silahli mücadelede agir bir yenilgi almasi, T-KDP'sinde büyük bir sarsinti yaratmistir. ÖCALAN bu durumdan faydalanmak istemis ve Izmir de yapilan bir toplantida Hayri DURMUS, Resul ALTINOK, Ali Haydar KAYTAN'i kendi grubuna almistir. Bu toplantida T-KDP genel sekreteri Bilgin SIRAÇ'in Marksizm den vazgeçmek istemesi ÖCALAN'la ters düsmesine sebep olmustur. Toplantida uzlasma saglanamamasi üzerine ÖCALAN, artik hiçbir grupla birlik görüsmelerine oturmayacagini ifade etmistir.

 

Örgütlenme Çabalari

 

Dil Tarih Cografya Fakültesinde çikan olaylarin ardindan ADYÖD polisin yaptigi aramada ÖCALAN tutuklanmis ve Sikiyönetim Askeri Mahkemesinde yedi gün gözaltina alinmis ve daha sonra serbest birakilmistir. Bir süre sonra bu dernek çalismalarinin amacina ulastigi düsünülmüs ve ADYÖD' den ayrilmislardir.

 

ÖCALAN önderligindeki grup, kendilerine "Kürdistan Devrimcileri "adini takmislardir. 1975 yilindan sonra diger illegal örgütler yavas yavas legalize olmaya baslayinca "Kürdistan Devrimcileri " grubu da duyulmaya baslamistir.

 

Tunceli Kültür Dernegi Yönetim kurulunda da yer alan Sahin DÖNMEZ, Kamer ÖZKAN ve Ali TURAN bu dernek çatisi altinda eleman kazanma çalismalari yapmistir. Ayrica "Tuzluçayir Güzellestirme Dernegi "çatisi altinda da Hasan SERIK ve Ali Riza ALTUN eleman kazanma faaliyeti sürdürmüstür. Bir süre sonra gruba Kesire YILDIRIM katilmistir. ÖCALAN, yillarca "MIT ajani" olarak endise duydugu fakat bir türlü ispat edemedigi Kesire YILDIRIM ile 1977 yaz döneminde evlenmistir. 1986 yilina kadar süren bu evlilik Kesire YILDIRIM'in örgütten kaçmasi ile son bulmustur.

 

Yürütülen örgütlenme faaliyetlerinin okullar çevresinde olmasi, ögrenciler arasinda sayiyi artirmistir. Okullar kapandiktan sonra da her ögrencinin kendi arkadas ve aile çevresinde sempatizan kazanma çalismalari devam etmistir. Birebir gelistirilen iliskiler sayesinde militan sayisinin artmasi sonucu bunlara derli toplu bilgi verecek temel bir kaynak ihtiyacinin ortaya çikmasi üzerine ÖCALAN "MANIFESTOYU" kaleme almistir. ÖCALAN'a göre kiymetli bilgileri ihtiva eden bu kaynak dökümanin baska örgütlerin eline geçmemesi için basimi 1978 yilina kadar ertelenmistir.

 

Örgüt elemanlari arasinda mücadelenin nerede sürdürülmesi gerektigi ile ilgili farkli düsünceler ortaya çikmasi üzerine 1975 yili Ekim ayinda Ankara 'nin Dikmen semtinde bir toplanti yapilmistir. Örgüt literatüründe "Dikmen toplantisi " olarak geçen bu toplantiya Abdullah ÖCALAN, Cemil BAYIK, Sahin DÖNMEZ, Ali Haydar KAYTAN, Musa ERDOGAN, Kesire YILDIRIM, Turgut ÇETINEREN, Ismet KILIÇ, Hasan Askar GÜRGÖZE, Ali Sir GÜRGÖZE, Mustafa DERELI, Mustafa KARASU, Ismail GÜNGÖR, Kamer ÖZKAN, Mehmet Hayri DURMUS, Haki KARER, Resul ALTINOK ve Baki KARER isimli sahislar katilmislardir. Toplantinin arkasindan Abdullah ÖCALAN'nin Ankara da kalmasi uygun görülürken diger ögrencilerin kendi bölgelerinde faaliyet yürütmeleri karari alinmistir.

 

"Ideolojik dönem" olarak adlandirilan bu safhada "Istege Bagli Gönüllü Devrimcilikten Parti Devrimciligine" geçilmistir. Dikmen'de alinan karar geregi;

 

Cemil BAYIK, Riza ALTUN, Haki KARER, Kemal PIR GAZIANTEP'e

Hasan Hüseyin KARAKUS SANLIURFA'ya

Sahin DÖNMEZ, Ali Haydar KAYTAN TUNCELI 'ye

Mehmet Hayri DURMUS MARDIN'e

Baki KARER KARS-AGRI'ya

Dilaver YILDIRIM ELAZIG'a, görevlendirilmislerdir. Siirt Ögrenci yurdundan taraftar kazanilmistir.

 

1976 yili sonlarina gelindiginde örgüt Gaziantep, Sanliurfa, Diyarbakir, Elazig, Tunceli Bingöl Agri, Kars illerinde etkili gruplar olusturmayi basarmistir. Örgütü tanitma ve genisletmek amaciyla yapilan çalismalarda daha çok aydin-gençlik kesimi üzerinde durulmustur. Ayrica gruplara seçilen kisilerde bazi özellikler aranmistir. Genellikle ailesinin etkisinde kalmayan, ailesi ile baglarini koparmis, okuluna ve isine bagli olmayanlar tercih edilmistir.

 

1976 yilinin basinda baslatilan faaliyetler 1977 bahar aylarinda yogunlasmistir. Ankara'da olusturulan çekirdek kadronun benzerleri, Dogu ve Güneydogu Anadolu'nun çesitli il ve ilçelerinde de gerçeklestirilmistir. Örgüt ilk eylemini bir cenaze töreninde yapmistir. Halkin Kurtulusu isimli örgütün elemani olan Fevzi ASLANSOY isimli militanin ölüm sebebini "Kürt" olmasina bagliyarak "Sözde fasistler tarafindan öldürüldügünü" öne sürmüs ve ona sahip çikmak için büyük bir kalabalik toplanarak Fevzi ASLANSOY'u defnetmislerdir. Bu örgütün ilk politik eylemidir. Örgüt dagittigi bildiriler ile eleman toplama ve örgütü tanitma çalismalarini sürdürmüstür.

 

Abdullah ÖCALAN'nin Dogu ve Güneydogu Illerine Gidisi

 

Dikmendeki toplantiya katilanlar artik profesyonel anlamda örgütçü olmuslar ve okullari ile iliskilerini askiya almislardir. ÖCALAN üst düzey taraftarlarin katildigi bir diger toplantiyi 1977 yilina girerken Ankara Mimar-Mühendisler Odasinda yapmistir. Toplantida, örgütün iskeleti olusturulmaya baslanmistir. Degisik bölgelerden Ankara'ya gelenler, faaliyet alanlari ile ilgili bilgi vermislerdir. Toplanti sonunda ise herkes tekrar çalisma bölgelerine dönmüstür. Ankara Mimar ve Mühendisler Odasinda yapilan toplanti sirasinda, örgütün amacini ilk kez ortaya çikarilarak ilan edilmistir. Toplanti sonucunda grup "Kürdistan Devrimcileri" ismini almis ve bu tarihten itibaren grup adina bildiri dagitma, afis asma, açik tartismalara daha aktif olarak istirak etme gibi faaliyetler baslamislardir.

 

Toplantida alinan bir diger karar da, Abdullah ÖCALAN'nin bölgede ortamin müsait olmasi nedeni ile seyahat edebileceginin karara baglanmasidir. Çalismalari yerinde görmek, anlatilanlarin dogrulugunu kontrol etmek için ÖCALAN, Dogu ve Güneydoguda iki ay sürecek olan gezilerine baslamistir. Nisan ve Mayis aylarinda yapilan bu gezi Agri, Kars, Tunceli, Elazig, Sanliurfa ve Gaziantep'i kapsamistir.

 

Gaziantep sorumlusu olan Haki KARER' in bir diger Marksist-Leninist Kürtçü Örgüt olan Sterke Sor (Kizil Yildiz) tarafindan bölgede üstünlük kurma konusunda çikan çatismada öldürülmesi üzerine ÖCALAN Gaziantep'e gelerek telasa kapilan bir kisim sempatizani tehditle bir kismini da cezalandirarak örgütün dagilmasini önlemistir. T-KDP 'deki anlasmazlik sonucunda bölünme meydana gelmesi ÖCALAN'nin isine gelmis ve ayrilanlarin bir kismini örgütüne katmistir. O dönemde T-KDP özellikle Diyarbakir, Bingöl, Tunceli, Sanliurfa bölgelerinde etkili olan kisilerin örgüte katilmasi bu bölgelerdeki çalismalari oldukça kolaylastirmistir. Kürdistan Devrimcileri denen grup gittikçe bölgede etkinlik saglamistir. Ayni günlerde ÖCALAN "Partinin Program Taslagi" üzerinde çalismalara baslamis ve "Partililesme" konusu gündeme gelmistir. Program taslagi ile ilgili konularin Elazig'da yapilan bir toplantida "Vietnam Kominist Partisi" örnek alinarak olusturulmasi karari alinmistir. Böylece gençlik örgütlenmesinden "Partililesme Sürecine" geçilmistir.

 

Daha verimli bir görevlendirme için faaliyetlerini bölgelere göre yeniden düzenlemislerdir. Buna göre;

 

Diyarbakir,Mardin bir bölge

Gaziantep, Adiyaman, Sanliurfa ve Kahramanmaras bir bölge,

Tunceli, Bingöl, Elazig bir bölge olarak kabul edilmistir.

 

Çalisma yapilan alanlarin tespiti, cografi bütünlük dikkate alinarak askeri amaçlara göre düzenlenmistir. Partililesme ile ilgili çalismalara son seklini vermek için ÖCALAN'in Diyarbakir'daki evinde bir toplanti yapilmistir. Toplantida Parti kurulmasi yönündeki düsüncelerin hayata geçirilmesi amaciyla yapilacak faaliyetler kararlastirilirken, bu konuda kongre ile ilgili yer, zaman ve biçiminin saptanmasi için ÖCALAN'a tam yetki verilmistir.

 

PKK'nin Ilk Çatismalari

 

Bu zamana kadar bölge halki arasinda "Apocular" olarak bilinen ancak kendilerini Kürdistan Devrimcileri" olarak adlandiran grup etkinlik kurmak istedigi bölgede siddeti kullanirken hedef tespitinde hiçbir sekilde ayrima gitmemistir. Bu hedef fasist diye tabir ettikleri grup oldugu gibi diger Marksist ve Kürtçü örgütler de bundan payini almistir. Diyarbakir'da Özgürlük yolu ve DDKD taraftarlari ile çatisirken, Mardin'de KUK'çularla, Tunceli'de de Halkin Kurtulusu isimli örgütün militanlari ile çatismaya girmislerdir.

 

Kendileri aleyhine yazilar yazan Aydinlik gazetesinin bölgedeki muhabirlerinden bazilari öldürülmüs, bazilari da saldirilara maruz kalmistir. Bunun sonucu olarak Sanliurfa'nin Hilvan ilçesinde faaliyette bulunan Halil ÇAVGUN ilçede örgütsel faaliyetlerini artirmistir. Halil ÇAVGUN "Urfa Yüksek Ögrenim Dernegini" kurmustur. Cografi konumu itibari ile Suriye'den yürütülen kaçakçilik, ilçede önemli bir yer tutmaktadir. Bölgedeki Süleymanlar asireti devlet yanlisi, rakibi olan Paydaslar ise örgütsel faaliyetlere açik bir konumdadir. Süleymanlar ile Paydaslar asireti arasinda yillardir süregelen bir rekabet vardir. Süleymanlar ile Paydaslar asireti arasindaki gerginlik ve örgütün de tesviki ile çatismaya dönüsmüs, bu çatismada Halil ÇAVGUN öldürülmüstür. Bu gelismeler üzerine ilçede gerginlik artmistir. Paydaslardan da yardim alan örgüt olaylara müdahale için Cemil BAYIK'i görevlendirmistir. Sempatizanlar arasinda gücünü yitirmek istemeyen Apo olaylara bizzat el koymus ve karsilik verilmesini istemistir. Bunun üzerine ilçede olaylar tirmanmaya baslamistir.

 

Ilçeye Örgütün silahli gruplarinin gelmesi ile Süleymanlilar asiretine mensup insanlar öldürülmüs, kaçarak kurtulanlar ise israrla takip edilerek Mersin de öldürülmeye çalisilmistir. Örgüte göre o günlerde "Cephe Halk Iktidari "kurulmustur. Ilçede kontrolü tamamen ele geçiren örgüt kendilerine yardimci olmayan Belediye Baskanini da istifaya zorlamistir. Bütün bu gelismelerden cesaret alan örgüt, Ceylanpinar ilçesine de açilmis ve bu ilçenin Belediye Baskan' ini da istifa ettirmistir. Artik örgütün Sanliurfa'daki etkinligi saglanmistir.

 

PKK'nin Kurulusu

 

1978 yili Kasim ayina girilirken kongre için aranan emniyetli yer de bulunmustur. Toplantinin Diyarbakir ili Lice ilçesi Ziyaret (FIS) köyünde yapilmasi kararlastirilmistir. Toplanti planlandigi sekilde Seyfettin ZUGURLU'nun evinde 26-27 Kasim 1978 tarihinde gerçeklestirilmistir. Kongrede, öncelikle tüzük konusu ele alinmistir. Abdullah ÖCALAN tarafindan hazirlanan tüzük ve Parti programi aynen kabul edilmistir. Toplanti 19 kisinin katilimi ile gerçeklestirilmistir. Toplanti sonunda merkez yürütmede "Abdullah ÖCALAN, Cemil BAYIK ve Sahin DÖNMEZ" yer almistir. Merkez Komiteye ;

 

Abdullah ÖCALAN, Genel Sekreter

Cemil BAYIK, Genel Sekreter yardimcisi

Sahin DÖNMEZ, Örgütlenme komitesi

Hayri DURMUS

Baki KARER

Mehmet KARASUNGUR, Askeri Sorumlu

Mazlum DOGAN, Yayin Sorumlusu isimli sahislar seçilmistir.

 

Merkez Komitenin olusturulmasinin ardindan "Bölge Hazirlik Komiteleri" nin görevlendirilmesine geçilmistir. Buna göre

 

Gaziantep, Iskenderun, Halfeti, Birecik bir bölge,

Urfa, Adiyaman, Diyarbakir, Elazig bir bölge,

Tunceli, Bingöl, Agri, Kars bir bölge, olarak olusturulmustur.

 

Faaliyetlerin artik Parti kurallarina göre yürütülmesi kararlastirilmistir. Ayrica örgüt "Kürdistan Devrimcileri" olarak bilinen ismini "Partiya Karkeran Kürdistan (PKK), Kürdistan Isçi Partisi" olarak ilan etmistir.

 

Örgüt yeni ismini etkili bir eylemden sonra açiklamayi da kararlastirmistir. Faaliyetler asiri gizlilik içerisinde yürütülmüs ve diger örgütlerin aksine partilesme konusu kamuoyuna açiklanmasi mümkün oldugunca geciktirilmistir.

 

PKK'nin kurulmasi ile sonuçlanan bu ilk toplanti örgüt tarafindan ayni zamanda " 1. Kongre" olarak da kabul edilmektedir.

 

PKK'NIN AMAÇ VE STRATEJISI

 

PKK'nin amacini açiklayan ilk yazili belge 1978 yilinda Abdullah ÖCALAN tarafindan kaleme alinan "Kürdistan Devriminin Yolu (Manifesto)" ile "Parti Programi" dir.

 

Kendisini Marksist/Leninist olarak tanimlayan örgüt amaçlarini belirlerken, Marksist/Leninist ideolojiyi bir yöntem olarak seçmistir. PKK, Kürdistan devriminin niteligini ve amacini belirlerken de bu ideoloji esas almistir. Kürdistan devriminin yolu isimli brosürde, dünya durumu kisaca degerlendirildikten sonra, sözde Kürdistan üzerindeki sömürgecilik tarihi, sözde Kürdistanin toplumunun sosyal yapisi ve Kürtlerin sözde tarihi anlatilmaktadir. Ayrica sözde Kürdistan sömürgeci dört devlet (Türkiye, Iran, Irak ve Suriye) tarafindan bölünmüs oldugu, en büyük parçanin ise Türkiye Kürdistani oldugu vurgulanmakta, Türkiye Kürdistan'inin "Bagimsiz, Birlesik ve Demokratik Kürdistanin" kurulmasinda öncülük yapacagi belirtilmektedir.

 

PKK terör örgütü, ülkemizin Dogu ve Güneydogu bölgesinde yasayan vatandaslarimizin;

 

1. Türk irkindan ayri bir irk oldugunu,

2. Türk devleti tarafindan sömürüldügünü,

3. Dil ve Kültürünün asimile edildigini, iddia etmektedir.

 

Örgüt, sözde Kürdistan'nin bugün Türkiye, Iran, Irak ve Suriye hükümranligi altinda parçalanmis bir vaziyette oldugunu belirtmekte ve bu parçalardan Iran'daki bölümünü Dogu Kürdistan, Kuzey Irak ve Suriye'deki bölümünü Güney Kürdistan, Türkiye'deki bölümünü ise Kuzey Kürdistan olarak adlandirmaktadir.

 

Bu parçalanmislik durumunda ve ulusal kurtulus mücadelesinin zayif kosullarinda tek bir Kürdistan cephesinin kurulamayacagini, her parçanin kendi içinde devrimci yurtsever cephesini olusturmasi gerektigini, bunlarin arasindaki birligin ise Kürdistan Ulusal Devleti'nin kurulmasi sureti ile olusabilecegi düsünülmüstür.

 

PKK terör örgütü, Türkiye'deki sözde Kürdistan mücadelesinin PKK tarafindan yürütülmesi, diger devletlerin hakimiyetindeki Kürt topraklarinin da o bölgede yasayan Kürtler tarafindan kurtarilmasi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hakimiyeti altindaki topraklardan bir kisminin Marksist/Leninist temele dayali silahli mücadele ile devlet idaresinden ayrilmasi suretiyle Dogu ve Güneydogu bölgemizde "Bagimsiz, Birlesik ve Demokratik Kürdistan" kurmayi amaç edinmistir.

 

PKK terör örgütünün asil amaci bu olmakla birlikte Türkiye'nin ezeli düsmanlari olan dis devletlerin de destegi ile ülkemizin gelismesini engellemeye yönelik ekonomik anlamda amaci da bulunmaktadir.

 

Bölücü terör örgütlerinin amaci, farkli sekillerde ortaya çikmaktadir. Gelismis siyasal durumlar altinda grup için bagimsiz bir devlet olmak, tamamen bagimsiz bir devletten ziyade, federatif sistem içinde özerk yada yari-özerk bir yapi olusturabilmek veya bagli bulundugu gruba ekonomik, siyasi, kültürel bir takim haklar elde etmek gibi.

 

PKK'nin ulasmak istedigi hedefe bakildiginda, "sinifsiz toplumu kurmak ve ilk evre olarak sosyalizme varmak" tir. Bunun gerçeklesebilmesi için de;

 

1. Sözde Türk sömürgeciliginin ve gerisindeki emperyalizmin Kürdistan üzerindeki her türlü hakimiyetine son vermek,

 

2. Demokratik halk diktatörlügünü uygulamanin ilk asamasi olarak bir isçi köylü hükümeti kurmak , gerekmektedir.

 

Bu hükümetin yapacagi ilk icraat ise tüm üretim araçlarina el koymak, hiçbir ülkeye askeri üs ve benzeri imtiyaz tanimamak, yurtsever unsurlar disinda toprak agalarinin topraklarina el koymak, olarak ifade edilmistir. PKK, hedefini Bagimsiz, Birlesik ve Demokratik Kürdistan'in kurulusu olarak ortaya koymustur. Sözde Türkiye'nin sömürgeci boyundurugunu parçalamayi hedeflemeyen bölgesel özerklik, otonomi vs. gibi özünde sömürgecilikle uzlasmayi getiren, teslimiyetçi anlayislari dahi kabul etmemis, bu tür fikirlere karsi da mücadele edilmesi gerektigi belirtilmistir.

 

PKK baslangiçta tam bagimsiz ve birlesik bir Kürdistan yaratmayi hedeflemistir. Bir taraftan tam bagimsizlik bir taraftan da Kürtler arasinda feodal yapinin dönüsmesi seklinde siyasal ve sosyal bir devrimi amaçlamistir. Bagimsiz Kürdistan talepleri ise BM metinlerinde bulunan "Self-Determinasyon" hakki dogrultusunda temellendirilmis olup, gerçeklestirme yolunun da silahli mücadele ile Türkiye'ye dayatmadan geçtigine inanilmistir. Ancak ÖCALAN'nin yargilanma sürecinde verdigi ifadelerde ve yaptigi savunmasinda bu amaçtan dönüldügü ifade edilmistir. Bu konuda ÖCALAN;

 

"PKK ayri bir Kürt Devletinden ziyade, çok açik, net, Demokratik Cumhuriyetin çagri ve kurucu gücüdür demek en dogrusudur." demektedir.

 

PKK, Ideolojisinde Degisiklikler

 

PKK, ilk çikisinda yalnizca ideolojik mücadele yürüterek, Marksist/ Leninist ideolojiden hareketle sosyalist bir devrim yaratmayi hedeflemisken, daha sonra ideolojik, politik, askeri, kültürel her alanda bir mücadeleye yönelmistir. Özellikle Sovyetler Birliginin dagilmasinin bu sürecin baslamasinda önemli rolü olmustur. Her türlü ulusal ve sinifsal devrimin eylem kilavuzu olarak kabul edilen bilimsel sosyalizmin Sovyet özelliginde basarisiz olmasi; PKK'yi da bu eylem kilavuzundan yoksun birakmistir. Bu durum dogal olarak ideolojik deformasyonu beraberinde getirmistir. Bu nedenle ideolojik olarak hedeflerine ulasmanin zorlugu anlasildiginda, Dogu ve Güneydogunun geri kalmisligi, dilsel ve benzeri kültürel kimlikleri ifade etmeye, önündeki yasal engeller daha yogun bir sekilde islenmeye baslanmistir. Özellikle silahli eylemlere ragmen halktan istedigi destegi alamayan PKK'nin 1990'li yillardan itibaren amaç ve taktiklerinde bazi degisikliklere gitmesini zorunlu kilmistir.

 

PKK, hem askeri olarak yedigi darbeler yüzünden etkinligini kayip etmeye baslamasi hem katliamlari ile dünya kamuoyundan tepkiler almaya baslamasi hem de Türkiye'nin girisimleri ile Avrupa'da terör örgütü olarak kabul edilmeye baslanmasi nedeni ile siyasi destek arayislarina yönelmistir. Bir taraftan Italya, Yunanistan ve BDT ülkelerinde siyasal faaliyetlerin yogunlastirilmasi ve bürolarin açilmasi, diger taraftan legallesme çabalarinin hizlandirilarak Türk siyasi hayatinda yer almaya yöneldigi görülmektedir. Bu durum hem uluslararasi platformda destek bulmasini saglayacak hem de Türkiye'ye yönelik dis baskilari arttiracaktir. Terörist eylemlerle halkin destegini kazanamayacagini anlayan PKK, Kürdistan Ulusal Meclisi (KUM) olusturma çabalarina baslamistir. Diger taraftan, DEP'in PKK ile iliskilerinden dolayi kapatilmasi ve dokunulmazliklari kaldirilan milletvekillerinin firar ederek gitmeleri üzerine 12 Nisan 1995 yilinda Lahey'de sözde Sürgünde Kürt Parlamentosu olusturulmasi da, PKK'nin legallesme yönünde atilan adimlardir. PKK, ayni zamanda Türkiye'de tam bagimsizlik fikrinin gerçekçi olmadigini, bunun beraberinde siyasi, ekonomik ve sosyal bir takim sorunlarin gelisecegini görmüstür. Böylece örgüt, tam bagimsizliktan ziyade, Ispanyadaki gibi bir tür federalizm taraftari oldugunu oldugu islenmeye baslanmistir.

 

ÖCALAN "din halkin afyonudur, kölece dönemde bir milli direnme ideolojisi görevi gören Zerdüst dininin ortadan kaldirilmasi ile Kürtler manevi alanda da isgale ugradilar. Islamiyet Kürt'ün beyninde ve yüreginde milli inkari hazirlayan ve kaleyi içten fethetme rolü oynayan bir Truva ati gibidir", "bölge halkinin dini duygulari devletçe istismar ediliyor. Kurandan ayetler gösterilerek, yönetime baskaldirmanin günah oldugu düsüncesi yayginlastiriliyor" derken, degisim süreciyle birlikte din konusundaki görüsler degismeye baslamistir. "Karsi olmamiza ragmen dinsel duygulari ve inançlari degistiremiyoruz, o halde yönlendirelim" yaklasimi ile "dinin Sovyetler Birligi'nde bile önemli ölçüde varolmasi ve bunun milyonlarin yasaminda önemli bir yer tutmasi insanlarin basit bilgileri ile tamamen dinden vazgeçemeyeceklerini göstermektedir" algilamasini getirmistir. Böylece, seyitler, pirler, hocalar, hacilar vb kesime ulusal kurtulusun çikarlari temelinde yaklasmayi esas alan bir tutum içinde olmak, mümkünse örgütlenmeleri gelistirmek, yikici bir görev olarak ortaya çikabilir düsüncesi gelismistir. Bu dogrultuda ÖCALAN, "PKK, aslinda hem devrimci sosyalizmin hem de devrimci Islamin Kürdistanda iç içe uygulanisidir. Bazilari iste sahte solcular 'sosyalizm ile Islamiyet zittirlar' veya bazi sahte müslümanlar "Islamiyetli sosyalizm zittir" derler. Bana göre zit degildir. Asrin saadet müslümanligi neyse günümüzün PKK'si da odur. PKK, Arabistan'da ki Asr-i saadet Islam 'in Kürdistan 'da ortaya çikmis biçimidir..." diyerek, dini kendilerinin de kullanacagini, kurandan baskiyla ilgili ayetler bularak, halki daha fazla baskaldirmaya tesvik edecegini hatta "sözleriyle dinin, kurulus asamasinda belirtilen Marksist-Leninist ideolojiyle ironi yaratacak sekilde ele alinacagini ifade etmistir. Buna paralel olarak da, Kürdistan Aleviler Birligi, Kürdistan Islam Hareketi, Kürdistan Yezidiler Birligi, Yurtsever Imamlar Birligi gibi birimlere örgüt yapisinda yer verilmistir.

 

PKK'nin, Marksist-Leninist ideolojiden sapma gösterdigi bir diger nokta ise Türki Cumhuriyetler ile ilgili görüslerinde yatmaktadir. ÖCALAN'in bu konudaki sözleri; "...Türk devrimcisine veya Türk politikacisina dayatmada bulunmuyorum. Bölmek, parçalamak gibi bir dayatmada bulunmuyorum. Türki federasyonun içinde bir Kürdi Cumhuriyet de olsun... Bes alti tane Türk Cumhuriyet ve federasyon...ben bir MÇP'liden daha çok Türki Federasyondan yanayim..." seklindedir.

 

Kisacasi PKK, bir zamanlar siddetle karsi çiktigi ilkel milliyetçiligi, küçük burjuva reformizmini, Islami radikalizmi kisacasi kendisine katki saglayacak her tür eylem ve düsünceyi kabullenmeye baslamistir. Bu durum, görünürdeki Marksist-Leninist ideolojinin ortadan kalkarak, sözde etnik anlamda bir terör örgütü olmasina, salt Kürtçülügü her seyin temeline oturtmaya baslamasina yol açmistir. Dolayisiyla terör örgütü olarak PKK'nin uzun vadede amaci Türkiye, Irak, Iran ve Suriye'deki topraklari kapsayacak biçimde bir büyük, Birlesik, Bagimsiz Kürdistan kurmak oldugu için, "amaca varmak için her türlü araç mesrudur" ilkesinden hareket etmektedir. Görünürdeki amaç ve amaca ulasma yönündeki taktiklerdeki dönüsüm de bu mantiktan hareket etmektedir. Fakat ÖCALAN, bu dönüsümlerin yasanmasini baska türlü açiklamaktadir: "...partiler birer araçtir, dönemlere göre dönüsmezlerse tikanma nedeni kadar, asilmaktan, yenilmekten de kurtulamazlar. Kisir bir tekrar ne kadar kahramanca da olsa, özgürlük idealine fazla katki saglamaz...".

 

ÖCALAN'in yine savunma tutanaklarinda geçen çözüm önerilerine basliklar halinde bakildiginda da ayni dönüsüm mantigini izlemek olanaklidir: "Ülke bütünlügü ve ortak vatan gerçegini güçlendirmek, siyasal birlik ve bagimsizlik, Kürt toplumundaki dil ve kültür özgürlügü sorunun can alici özünü teskil ettiginden bu konuda demokratik düzenlemelere gitmek, askeri ve silahli güç yaklasimlari çözüm için anlamini yitirmis olup terk edilmesi gerekir, basta PKK olmak üzere yasadisi konumda olan birçok örgüt barisla birlikte normal siyasal ve yasal sürece kendini uyarlamalidir".

 

Dönemin Avrupa Faaliyetleri

 

K.Irak, Iran veya direkt Suriye'den yurt içerisine girislerin devam ettigi bir sirada, PKK Avrupa genel sorumlusu olarak faaliyet sürdüren Çetin GÜNGÖR, Nisan 1983 tarihinde yeni dönemin örgütlenme ve faaliyet tarzi konusunda PKK lideri Abdullah ÖCALAN'a muhalefet etmeye ve bu konudaki düsüncelerini açikça dile getirmeye baslamistir.

 

Avrupa sorumlusu olarak faaliyet sürdürürken, benzer düsünceler ileri süren Resul ALTIOK'un Temmuz 1982 yilinda etkisizlestirilmesine benzer bir yöntemle Çetin GÜNGÖR'ü de saf disi birakmayi hedefleyen ÖCALAN, bu planinda basarili olamamistir.

 

Yurtdisinda hiziplesmelerin baslamasi ve yurt içerisindeki Kesif-istihbarat faaliyetlerinin planlanandan daha uzun sürmesi ve bu örgüt mensuplarinin ciddi suçlardan aranmamalari nedeni ile örgütten kaçmalari örgütte bir çözülme belirtisi olarak görülmüstür.

 

Yurtiçinde; kesif, istihbarat ve üslenme faaliyetlerinin uzun sürmesi üzerine Abdullah ÖCALAN sorumlu elemanlara tehdit talimatlari göndererek bir an önce harekete geçmelerini istemistir. Bu talimatlar dogrultusunda K.Irak Zap Vadisinde Mart-Nisan 1984 tarihinde "bir dizi degerlendirme toplantisi" yapilmistir.

 

Gerçeklestirilen toplantilarda çesitli faaliyet alanlari ve sorumluluk bölgeleri belirlenmis, bu bölgelere gönderilecek olan üst düzey elemanlar ve savasçi kadrolar tespit edilmis, silahli mücadelenin basladiginin, tipki PKK'nin ilaninda oldugu gibi, sansasyonel bir eylemle duyurulmasi ilke olarak benimsenmistir.

 

Baslangiçta fikir olarak var olan parti, cephe, ordu örgütlenmesinin ordu ayaginin ön biçimi niteligindeki HRK'nin kurulmasi ve eylemlerin bu aparat adina yapilmasi alinan diger önemli bir karar olmustur. Öte yandan "12 adet bölge" olusturulmustur.

 

1985 Yili Eylemleri

 

21 Mart 1985' de ERNK'nin kurulusundan sonra PKK gruplari Suriye'den Türkiye'ye geçmislerdir.Birbiri ardina çikan çatismalar, Türkiye'ye geçen PKK militanlarinin büyük çogunlugunun öldürülmesiyle sonuçlanmistir.

 

Ancak, 1985 yilinin sonlarina dogru PKK militanlari "yeniden toparlanmayi" basarmislardir. Bu arada, güvenlik güçlerine karsi yürütülen saldirilarin yanina "köy baskinlari da eklenmistir. Çünkü köylere PKK militanlarinin "rahat rahat" gelememesi için basvurulan bir yöntem olan "Köy Koruculari", PKK'nin "serbesti"sini önemli oranda engellemistir. Bunun bedeli ise, birbiri ardina basilan köyler ve öldürülen köy koruculari olacaktir. PKK, 1985 sezonundaki eylemleri için "varolma savasi ve direnisi" adini vermistir. Gerçekten de 1984' de 28 kayip veren PKK, 1985' de 100 kayip verecek, 1273 terörist de yakalanacaktir. Buna karsilik 149 sehit verilmistir .

 

1986 Yili Eylemler

 

1985 yilinda ugranilan basarisizliklar nedeniyle "ilani güçlü bir sekilde yapilamayan" ERNK, 1986'da yeniden canlandirilmistir. Adini "1986 Bahar Atilimi" olarak koyduklari yeni eylem dönemi, Mart ayinda güvenlik kuvvetlerine yapilan bir saldiriyla baslamis ve ayni siddetle devam ettirilmistir. PKK militanlarinin eylemleri, PKK yöneticilerini tatmin etmis olacak ki, "Kurulusun 1. yildönümünde ERNK'ya gerçek anlamini verdi" övgüsüyle karsilanmistir.

 

1986 yili içerisinde, Hakkari'nin Uludere ilçesinde 12 güvenlik görevlisinin öldürülmesi, ERNK'nin en kanli eylemi oluyordu. Ancak bu arada PKK da çok önemli bir kayip vermis ve ERNK'nin "komutani" olan Mahsun KORKMAZ, Siirt'te girdigi çatismada ölü ele geçirilmistir.

 

PKK'dan Meydana Gelen Kopma ve PKK-DB'nin Ortaya Çikisi

 

PKK açisindan 1988 yilinda meydana gelen önemli bir gelisme,ERNK Avrupa sözcüsü Hüseyin YILDIRIM ile örgüt lideri Abdullah ÖCALAN'nin esi Kesire ÖCALAN'nin basini çektigi örgüt içi hiziplesmenin yasanmasi olmustur.

 

Adi geçen hizip liderler Avrupa'da yayinladiklari bir bildiri ile PKK'dan ayrildiklarini ve bundan böyle faaliyetlerini PKK-DB (Devrimci Birlik) adiyla sürdüreceklerini kamuoyuna duyurmuslardir.

 

Ancak, Abdullah ÖCALAN Hüseyin YILDIRIM ve çevresindekileri ajan ilan ederek öldürülmeleri talimatini vermistir. Öte yandan basini Av. Hüseyin YILDIRIM ve Kesire ÖCALAN'nin çektigi ayrilikçilarin, etkisizlestirilmesi amaciyla, cezaevlerinde PKK'ya ve Lideri Abdullah ÖCALAN'a baglilik içeren eylemler gerçeklestirilmistir.

 

Paris Kürt Konferansi ve PKK'nin Tepkisi

 

Fransiz ihtilalinin 200, kurulus yildönümü münasebetiyle Fransiz hükümetinin gerçeklestirdigi resmi kutlamalarin disinda, sivil örgütlerce organize edilen ve 1989 yili içerisinde araliklar ile devam eden bir dizi etkinlikler düzenlenmistir. Bu etkinliklerin biriside Hak ve Özgürlükler Vakfi ile Paris Kürt Enstitüsünün müsterek gerçeklestirdigi Paris Kürt Konferansi isimli etkinliktir.

 

Dönemin Fransiz Cumhurbaskani F. Mitterand'in esi Daniella MITERAND'in baskanligini yapmis oldugu Hak ve Özgürlükler Vakfi tarafindan düzenlenen ve Paris Kürt Enstitüsünün de aktif olarak rol aldigi bu toplantiya bir çok taninmis Kürtçü-Bölücünün yanisira dönemin SHP milletvekillerinden Ahmet TÜRK, Mahmut ALINAK, Ismail Hakki ÖNAL, Adnan EKMEN, Mehmet Ali EREN, Kenan SÖNMEZ, Salih SÜMER de davetli olarak katilmislardir.

 

Fransiz Hükümetinin, sözde Kürt sorununda inisiyatif saglamak amaciyla destek verdigi ve büyük ilgi duydugu bu toplanti, PKK lideri ÖCALAN tarafindan kendilerinin disindaki Kürtçü örgütlerin ön plana çikartilmak istendigi düsüncesi ile boykot edilmistir.

 

PKK'nin lideri Abdullah ÖCALAN'inin tüm karsi ve teshir çabalarina ragmen, Fransa'nin Baskenti Paris'te gerçeklestirilen toplantida dile getirilen hususlarin ilerleyen zaman diliminde bölücülügü destekledigi görülmektedir.

 

Nitekim bu toplantiya katilan ve daha sonra SHP'den ihraç edilen Milletvekillerinin bilahare HEP'i olusturduklari gözönüne alindiginda Paris toplantisinin Kürtçülüge ve özellikle PKK'ya olan etkileri kendiliginden anlasilmaktadir.

 

Paris'te gerçeklestirilen ve ülkemiz aleyhinde sürdürülen Kürtçü faaliyetlere mesru zemin olusturmayi hedefleyen toplantinin, daha gelismis olanlari ilerleyen tarihlerde Avrupa'nin Bonn, Stockholm gibi diger baskentlerinde gerçeklestirilmistir.

 

Cizre-Nusaybin-Silopi Olaylari (1990)

 

Örgüt elemanlari eylemleri tirmandirmak amaciyla yurtiçine giris yaptiklari sirada Mart 1990 tarihinde çatismada ölen bir grup örgüt mensubunun definleri sirasinda önce Nusaybin'de daha sonra Cizre ve Silopi'de PKK gösteriler baslatmistir.

 

Cenaze töreni sirasinda önceden yapilan altyapi hazirliklarina da bagli olarak kitleler yasadisi gösteriye sürüklenmistir. Meydana gelen kitlesel siddet olaylari anlik bir tepki olmayip, bu olaylar örgüt tarafindan yillarca önceden hazirlanan bir zemin üzerinde ve bir takim sözde Aydin-Demokrat kisilerin devamli istismari ve kiskirtmasi sonucu meydana gelmistir.

 

Körfez Krizi, PKK'nin Içte ve Dista Elde Ettigi Avantajlar (1991)

 

PKK için 1990 yili pek basarili olmayinca ÖCALAN kurtarilmis bölgeler yaratmanin mümkün olamayacagini anlayip yeni modeller aramistir: "Kent kitlelerinin devlet ile karsi karsiya getirilmesi için kiskirtilmasi bunlardan birdir. Kürt kökenli bölge halkinin her ne pahasina olursa olsun kazanilmasi bir baska noktadir." Ama bunlarda da ne kadar basarili olduklari kisa zaman içerisinde görülecektir.

 

PKK 1988 "Halepçe Katliami" sonrasinda Kuzey Irak'tan kaçan Kürtler arasinda da propaganda faaliyetinde bulunmustur. Onlara, "Saddam, KDP ve YNK'dan hayir gelmeyecegi en akilci yolun ilk önce Türkiye Kürdistanini kurtarmak" oldugu seklinde propagandalar yapilmistir.

 

Nitekim ÖCALAN adina kardesi Ferhat kod adli Osman ÖCALAN nezaretinde, 8 Haziran 1991 tarihinde PAK (Partiya Azadiya Kürdistan-Kürdistan Özgürlük Partisi) adiyla bir parti kurulmustur.

 

PAK'in Kurulmasi ile Terör örgütü PKK, K.IRAK'in Türkiye siniri boyunca, her türlü silahla donatilmis 3000 civarinda elemanini konuslandirmanin yanisira, K.Irak içlerinde de silahli ve kitlesel bir destek saglamayi ve KYP ile I-KDP'nin yanisira üçüncü bir güç olmayi hedeflemistir.

 

PKK, Saddam yönetiminden aldigi agir silahlarla ve mevzi destegiyle, birer ordu birlikleri halinde sinir karakollarina saldirilar düzenleyip Karakollari imha etmek istemistir. Nitekim, 4 Agustos 1991 günü saat 04.30 siralarinda Osman ÖCALAN, sinirin birkaç kilometre ötesindeki kamplara topladigi yüzlerce adamiyla sinirdaki Samanli Karakoluna havan, uçaksavar, roketatar ve makineli tüfeklerle bir saldiri baslatmistir. Saldiriyi yapan PKKlilardan ölenler olmustur. Kalanlar ise yine sinirdan birkaç kilometre mesafedeki kamplarina çekilip gitmislerdir. Buna benzer sinir karakollarina saldirilar yaz boyu devam etmistir.

 

Yine ayni tarihlerde, Hakkari'den Elazig'a, Van'dan Kahramanmaras'a, Sirnak'tan Erzurum'a kadar çesitli gruplar daglari, tepeleri tutmus, yollari kesmis, insanlari kursuna dizmis, haraç toplamis, is makinelerini yakmis, okullari tahrip etmislerdir. Ülke içindeki PKKli gruplar, durmadan yurtdisindaki kamplardan takviye edilmis, yurtdisindaki (özellikle Suriye) kamplara ise Türkiye'den büyük sehirlerden insaat isçisi, ögrenci ve issiz (gençlere yapilan birkaç günlük propagandalarla) yüzlerce genç gönderilmistir. Yine yurtdisina bati illerinden çok sayida sempatizan yollanmistir.

 

Kasim 1991'de ÖCALAN, "Botan'i yasatabilmek için savasi tüm Kürdistan'a yaymak" düsüncesiyle bölgedeki militanlarini 9 Eyalete (Botan, Mardin, GAP, Güney-Bati, Amed, Garzan, Dersim, Orta, Serhat) ayirmistir.

 

Koruculara Yönelik Yapilan Faaliyetler (1991)

 

PKK, 1990 yilinin sonunda toplanan IV. Kongre'de Abdullah ÖCALAN Koruculara af çikarmistir. Affa çagri bildirisinde; "1 Ocak 1991 tarihinden, 31 Aralik 1991 tarihine kadar PKK'ya basvurup af dileyen korucular af edilecektir. Bu süre içinde PKK'dan af dilemeyenler ise agir cezalara çarptirilacaklardir." denilmistir. ÖCALAN, ilan ettigi bu affin propagandasini en genis bir biçimde yapmistir.

 

1991 yilinin sonu geldiginde ÖCALAN, koruculugu yine çözemeyince bu affi 1992 Nevruzu'na kadar uzatmistir. Daha sert tehditler savurmustur. Hatta Ankara'dan Kürtçü milletvekilleri bölgeye gelerek köy köy dolasarak " T.C'nin silahlarini birakarak Apo'nun silahlarini almalarini, Apo'nun emrine girmelerini" istemislerse de korucular bu telkinlere itibar etmemislerdir. Bunun üzerine ÖCALAN'in talimatiyla, koruculara, çocuklarina, kadinlarina, hayvanlarina pes pese katliamlar baslamistir. Bu kez de bazi kisiler bu "Katliamlari Kontr-gerillanin yaptigini" ileri sürmüslerdir.

 

PKK'nin Ekim-1991 Genel Seçimlerinde Uyguladigi Taktik ve Meclise Kendi Adaylarini Sokmayi Basarmasi

 

PKK, 1989 yerel seçimlerinde bazi bölgelerde uyguladigi taktigi, genel seçimlerde de uygulamistir. O dönem de birkaç sempatizan aday desteklenmis ve belediye baskanligi (Cizre basta olmak üzere) kazandirilmistir. 1987 genel seçimlerinde de "Marksist, Kürtçü" bir grup milletvekili SHP'den meclise girmislerdir.1991 genel seçimlerinde ise kendi adaylarinin TBMM'ye girmesi için çaba göstermistir. "Halkin Emek Partisi"ne mensup Ahmet TÜRK, Sirri SAKIK ve Leyla ZANA gibi kisiler, "Sosyal Demokrat Halkçi Parti" ile anlasmislardir. Bu adaylar SHP listesinden milletvekili seçilip 22 kisi olarak TBMM'ye girmislerdir. Daha ilk gün Meclis'te milletvekili yemin merasimini "Kürtçe olarak ve sari-kirmizi-yesil bandaj ve mendillerle (PKK'nin bayraginin rengi idi)" yapmak isteyince olaylar çikmistir. Bir müddet sonra SHP'den bu milletvekilleri ayrilarak HEP'e dönmüslerdir. Konusma ve faaliyetleri ile PKK'ya destek verince Ankara DGM tarafindan bölücü milletvekilleri hakkinda fezleke hazirlanmistir. Daha sonra Anayasa Mahkemesince HEP "Bölücülük" suçuyla kapatilmistir. Bu bölücü milletvekilleri daha sonra DEP'i kurmuslardir. HEP yerine kurulan DEP hakkinda da DGM Bassavciligi, ilk fezlekeye ilave olarak bazi DEP milletvekili ile ilgili sorusturmalari TBMM'ye göndermistir. Yapilan oylama sonucu bazi milletvekillerinin milletvekilligi düsürülmüstür. Nihayet Anayasa Mahkemesi HEP'teki gerekçelerle DEP'i de kapatmistir. Ve bölücü milletvekilleri tutuklanmistir. Bir kismi da yurtdisina kaçmistir. Daha sonra ise HADEP kurulmustur.

 

1992 Yili Nevruz Olaylari ve PKK'nin Ayaklanmayi Baslatma Çabasi

 

1992 için belirlenen 3 ana hedefin gerçeklestirilmesi için Abdullah ÖCALAN ani bir çikis yapmistir. 1992 yili 21 Mart'inda yani Nevruzda genel bir ayaklanma baslatmak istemistir. Bu ayaklanmanin hizla propagandasini yapmistir. Türkiye de tüm hazirliklarini buna göre yapmistir. PKKlilar, 21 Mart öncesi özellikle Cizre, Silopi, Sirnak, Nusaybin gibi kentlere (ve köylerde) binlerce silahi sokarak isbirlikçilerinin ellerine tutusturmuslardir. 20-21 Mart gecesi çogu askeri karakol ve kislaya, polis karakollarina ve lojmanlarina, devlet binalarina, devlet memurlarinin evlerine saldiri baslatilarak yüz binlerce mermi sikilmistir. Bazi bölgelerde ise havan topu ve roketatar ile havaya ates açilmistir. Masum folklorik amaçli Nevruz senliklerinde PKK halki siper ederek genel bir saldiri baslatmistir. Özellikle Sirnak ve Cizre'de bu basariyla uygulanmistir. Pek çok gösterici ölmüsse de bu provokasyon PKK'nin istedigi düzeyde olmayip basarisiz kalmistir. Abdullah ÖCALAN, "Botan-Behtinan savas hükümetini" ön plana çikararak bu eylemlere umutla sarilmistir. Bu amaçla Türkiye'nin her bölgesinden kazanilan binlerce genç kirsala gönderilmistir. Yeni gelenlerin pek çogu da bu saldirilarda hayatlarini kaybettiler. Hazirliklar hizlandirilarak 18 Agustos 1992 gecesi Sirnak'a gerek sehir disindan teröristler, gerekse sehir içindeki milislerce yogun bir saldiri baslatilmistir.

 

PKK, 2 gün süren Sirnak baskininda da basarili olamayip Kuzey Irak'a dogru geri çekilmistir. Sirnak'ta "devlete ait her sey tahrip edilecek, hatta sehir ele geçirilecek, bir kurtarilmis bölge" olusturulacakti. Fakat güvenlik güçlerinin kararli direnisi ile basarili olunamamistir.

 

1992 sonbaharinda PKK büyük kayiplar pahasina 26 Eylül 1992'de basta Derecik sinir karakolu (54 PKKli öldürüldü 27 asker sehit oldu) olmak üzere birçok karakola saldirmistir. Bölgede genis bir alanda baskisini hissettirmek için köyler talan edilmistir. Küçük kasabalar ve hatta Illerin etrafinda çemberler olusturulmaya çalisilmistir.

 

PKK 1991 yilindan sonra PAK'in yerine YNDK (Yekitiya Neteva Demokrat Kürdistan-Kürdistan Ulusal Demokratlar Birligini)ni kurmustur. Gençlik ve ögrenci kesimini örgütlemek, kitle eylemlerini organize etmek için YCK (Yektiya Civanen Kürdistan) ve Kadinlara örgütlemek ve PKK adina eyleme yönlendirmek için YAJK (Yektiya Azadiya Jinen Kürdistan-Kürdistan Özgür Kadinlar Birligi) adli illegal yan kuruluslarini faaliyete geçirmistir.

 

PKK Terör örgütü bu dönemlerde siyasi bir kimlik ve legal bir konum kazanmak amaciyla ERNK Cephe faaliyetine agirlik vermis, 1992 yili Kasim ve Aralik aylarinda KUM (Kürdistan Ulusal Meclisi) için Almanya, Ingiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Avusturya gibi birçok Avrupa ülkesinde delege seçimi yapmistir.

 

BÖLÜCÜLÜGÜ DESTEKLEYEN ÜLKELER

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !